APS HABER/ OĞUZHAN ARSLAN - Türk sinemasının efsane isimlerinden Türker İnanoğlu (88), 2 Nisan Salı akşamı geçirdiği ani rahatsızlığın ardından kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. ‘Bay Sinema’ olarak anılan ünlü yapımcı ve yönetmen için Maslak Show Center'da veda töreni düzenlendi. Türker İnanoğlu , törenin ardından Levent Barbaros Hayrettin Paşa Camii'nde kılınan cenaze namazı sonrası Kanlıca'daki aile mezarlığına defnedildi. Türk sinemasının 'Bay Sinema olarak tanıdığı yapımcı ve yönetmen Türker İnanoğlu , tedavi gördüğü hastanede salı akşamı hayatını kaybetti. Kurucusu olduğu Erler Film ile yaşamı boyunca sayısız film ve dizi projesine imza atan Türker İnanoğlu için veda töreni düzenlendi.

İnanoğlu’nun naaşı 2005 yılında Maslak’ta kurduğu Maslak Show Center’ın (TİM) sahnesine getirildi. 88 yaşında vefat eden yapımcıya veda etmek isteyen yakınları ve sanatçı dostları salona akın etti.

Türker İnanoğlu’nun eşi Gülşen Bubikoğlu, oğlu İlker İnanoğlu, kızı Zeynep İnanoğlu ve torunu Mavi, törende hazır bulundu. Veda töreni Türker İnanoğlu’nun hazırladığı, kendi hayat hikayesinin anlatıldığı barkovizyon gösterisiyle başladı. Sunuculuğunu İnanoğlu’nun damadı Cüneyt Özdemir’in yaptığı törene; Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü ve oyuncu Tamer Karadağlı, Sinema Genel Müdürü ve yapımcı Birol Güven, Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse, oyuncular Hülya Koçyiğit, Zafer Ergin, Sezer İnanoğlu, Ali Sunal, Gül Sunal, Müjdat Gezen, Cem Yılmaz, Şevket Çoruh, Özgür Ozan, Nehir Erdoğan, Bekir Aksoy, Erol Evgin, İlker Aksum, yapımcı Fatih Aksoy ve Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç  başta olmak üzere çok sayıda kişi katıldı.

"TÜRKER İNANOĞLU SERGİSİ AÇMAYA KARAR VERDİK"

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Atlas Sineması Müzesi'nde Türker İnanoğlu sergisi açılacağını açıkladı: Ben Türker Abi'yi Atlas Sineması müzesi sırasında tanıma fırsatı buldum. O sıralarda Türker Abi Atlas Sineması'nda bakanlığımızın kiracısıydı. Kendisini ziyaret edip proje konusunda bilgilendirdim görüşmelerini aldım. Hiç tereddüt etmeden 'Sayın Bakanım bir an önce başlayın elimden ne geliyorsa desteği vereceğim' o gün anladım Türker Abi'deki sinema aşkını. Yaklaşık üç ay önce Atatürk Kültür Merkezi'nde bir araya geldik. Zaman zaman sağlığı izin verdiği anlarda kültür ve sanat konusunda görüşlerini alıp fikirlerini sunmasını istiyorduk. Çok faydalı ve değerli bir insandı. Beyazperde sevdalısıydı diyebilirim. Sinema emekçisi olarak çıktığı bu yolda çok büyük sıkıntılar çekmişti, bu sıkıntıları unutmayıp, sinema emekçileri için elini taşın altına koymayı bilmişti. Gençlere de değer verip her zaman arkalarında durdu. Biz camianın onu hiçbir zaman unutmayacağını biliyoruz. Haziran ayında Atlas Sineması Müzesi'nde Türker İnanoğlu sergisi açmaya karar verdik. Ben bir insanın en büyük eserinin yetiştirdiği insanlar olduğuna inanıyorum.

"40 YILDIR MÜCADELEYİ BİRLİKTE VERDİK"

Türker İnanoğlu'nun 50 yıldır birlikte olduğu eşi Gülşen Bubikoğlu, "40 yıldır mücadeleyi birlikte verdik. Hastalık olarak zorlu zamanlardan geçtik. Belki huzur bulduğu için mutluyum" dedi.

Ezgi Sertel'den gündem yaratan açıklamalar Ezgi Sertel'den gündem yaratan açıklamalar

"İLK ARKADAŞIMDI"

Merhum sanatçı Kemal Sunal'ın oğlu Ali Sunal, "İlk arkadaşım ve dostlarımdan biriydi. Babamla şeker bir arkadaşlıkları vardı. Müthiş anlaşıyor ve gülüyorlardı. Sonra bir anda iş konuşuyorlar ve o proje olmuyor, beraber çalışmıyorlardı. Çalışıyorlar, çalışmıyorlar ama dostlukları bozulmuyordu. Türker Abi sonra beni keşfetti. Onun ilgisini çektim. Benimle arkadaşlık kurdu ve sohbet etmeye başladı. Aramızdaki müthiş yaş farkına rağmen, beni herhalde en ilgili, dikkatli ve güzel dinleyen insandan biriydi. 'O koca adam bende ne buluyor' diye düşünmüştüm. Beni birgün evden alıp, enerjisi güzel olan evlerine gitmiştim, yatılı misafir ettiler. Karanlıkta uyuyamıyordum. Uykuya dalana kadar yanımda duran ve masal okuyan biriydi. Patron ve otoriter biriydi Türker Abi ama ben o yönünü görmedim. Çocuk gibi benimle sohbet edendi. Kendi seçtiğim ilk arkadaşım olabilir Türker Abi... Bana bu güzelliği yaşattığı için teşekkür ediyorum" dedi.

"ÜZGÜN VE KIRGINDI""

Hülya Koçyiğit, "Türk sinemasına değerli katkıları var. Çalışma hayatımız düzensiz ve dengesizdi. Dönem dönem sinema çıkmazlara giriyor. Bunun halletmesi için elbetteki Türker İnanoğlu, enerjisiyle herkesi toparlayan bir kimlikti. Alıyor bizi toparlıyor Ankara'ya götürüp Kültür Bakanlığı ve Süleyman Demirel'i ziyaret ediyoruz. Allah rahmet eylesin Süleyman Demirel bize, 'Tek tek gelirseniz olmaz. Örgütlenin, ne istediğiniz tespit edin öyle gelin' diyor. Arkasından sosyal ve siyasal kargaşa yaşıyoruz. Ülkemizde hiç ummadığımız darbeler oluyor. Sonra Turgut Özal döneminde tekrar Türker'in bizi toparlamasıyla mecliste kanunlar çıkması için çaba sarfediyoruz. O bir sinema aşığı ve tutkunuydu. Sinema için yapmadığı yok. Onun emeklerine çok büyük saygı duyorum. Bugün bir devir kapandı. Öyle güzel eserler bıraktı ki... Türk sinemasının ilerlemesi için çok çaba sarfetti. 'Bay Sinema' denmesini hak etmiş. Hepimize huzur veren ve her aradığımızda sorunlarımızı halledilmesi için özen gösterin biriydi. En son hastanede ziyaret etmiştim. Üzgün ve kırgındı. Çok uzun yıllar sağlık dorunu yaşamıştı ama öylesine yaşam enerjisi vardı, teslim olmaya niyeti yoktu" açıklamasını yaptı.

"KEŞKE BİR TÜRKER İNANOĞLU DAHA OLABİLSEYDİ"

Cem Yılmaz, "90'lı yılların ortasında Meltem Cumbul şov yapıyordu. Beni çağırmıştı beni orada izlemiş. Meltem'e, "Kızım mahalleden arkadaşlarını niye bu talk-show'a çağırıyosunuz. Yok muydu tanıdık birileri' demiş. İlk öyle tanışmıştık. Bu sahnede 2003'ten beri bin küsür defa sahneye çıktım. Çoğunda kulise geldi. 'En çok seni seviyorum' derdi. Buna inandırırdı insanı... En çok beni seviyor zannediyordum. Diğer meslektaşlarım ve büyüklerimden duyduğum, birçok kişiyi seviyormuş ve birçok kişi onu gönülden seviyormuş. Kuliste kendisinin kari yerinde ve pozisyonunda olan hiç kimseden beklenmeyecek şekilde sahneye çıkacak sanatçının yanına gelip, 'Bir ihtiyacın var mı?' diye sorardı. Keşke şimdi sorulsa bu soru, 'Evet bir ihtiyacımız var keşke bir Türker İnanoğlu daha olabilseydi'..." ifadesini kullandı.

İÇİMDEN PARÇA KOPMUŞ GİBİ HİSSEDİYORUM

İlker İnanoğlu, "Çok mükemmeliyetçi bir adamdı. 18 yaşından beri kendisini sağlık sebebinden dolayı Amerika'ya hastaneye giderdik. Son zamanlarda suratında kanser vardı, alınması için giderdik. Otele geldik, asansöre bindik, başkaları da vardı. Tam düğmeye basacaktım kendi basmaya kalkınca, 'İzin ver ona da ben basayım' dedim. Millet bize güldü. O kadar her şeyi kendi yapmak isteyen biriydi. Çok sert babaydı. Karşında halen çocuk gibiyim. Vefat ettiği zaman, rahatlarım baskı kalkar zannediyordum üstümden ama çok zormuş. İçimden parça kopmuş gibi hissediyorum. Bu kadar üzüleceğimi tahmin etmiyordum. Baba seni çok seviyorum, mekanın cennet olsun" dedi.

ÇALIŞKAN, DİSİPLİNLİ VE GURURLUYDU

Sanatçının kızı Zeynep İnanoğlu, "Babam önemsediği konuları kimseye emanet etmezdi. Bugünü de kendisi planladı. Vefat durumunda benim yurt dışında olacağını tahmin etmişti. Oradan uçağa yetişmem ve buradaki cenaze  detaylarının üzerinden birkaç kez geçmiştik. Bütün planlamalar ve hazırlıklar acıyı hiçbir benze azaltmıyormuş. Her zaman detaylara hakimdi. Çalışkan, disiplinli ve gururluydu. Duygularını göstermemekle beraber, aşırı duygusaldı. İşine, mesleğine ve çalışma arkadaşlarına aşırı bağımlıydı. Çok insana dokundu, çok eser bıraktı. Durmadan üretti. Burada sizleri görse çok mutlu olurdu, tam istediği veda... Baba beni duyuyorsan ve hissediyorsan, 'Seni sevdiğimi ve özleyeceğimi' bilmeni istiyorum. İsminin ve anıların bizlerle yaşaması için elimden gelen her şeyi yapacağım" şeklinde konuştu.

KENDİSİ SİNEMAYDI

Kerem Alışık, "Çocukluğumdu. Kendisi sinemaydı. Sinemaya yaşam verdi. Sinema salonunu terk edince, film başlamaz. Film şeridi koptu. Son ana kadar üreten biriydi" dedi.

BÜYÜK BİR KAYIP

Zafer Ergin, "18 senedir beraber 'Arka Sokaklar'da yürüdük. Büyük bir kayıp. Bıraktığı her şeyde kendisine yakışır büyüklüktü. Okul, vakıf ve sinema çalışmaları... Kendisini büyük saygıyla anıyorum. Bıraktıklarıyla yaşıyorlar" ifadelerini kullandı.

"TÜRK SİNEMASININ DUAYENİYDİ"

Erol Evgin, "40 yılı aşkın süredir birlikte çok çalışmalar yaptık. Türk sinemasının duayeniydi. Televizyona da çok işler bıraktı. En son Safranbolu Üniversitesi ile ilgili projelerini göstermişti bana. Çok titizdi, çok disiplinliydi. Ben her yıl burada konser veririm. Salon beni büyüler her seferinde. Onu arardım ‘ne kadar güzel bir salon yapmışsın’ derdim. Senin ekibin çok iyi derdim. ‘Askeri disiplin almış onlar’ derdi bana. Ailesine, sevenlerine, sinema ve televizyon dünyasına baş sağlığı diliyorum" dedi.

KARİYERİMİN GİDİŞATINI DEĞİŞTİRDİ

İlker Aksum, kariyerinde önemli bir yeri olduğunu söyleyerek şöyle konuştu:

Beni 1995 yılında hemen kanatları altına aldı, kariyerimi belirledi. ‘Yabancı Damat’ adlı dizide bana rol vererek kariyerimin gidişatını değiştirmiştir. Türkiye’nin en büyük yapımcısı, tiyatroya büyük katkıları olan bir insandı. Bir daha onun gibisinin geleceğini düşünmüyorum.

SEYEHATLERDE HEP BAŞROLDÜ

Gül Sunal, "Sinemacı olarak çok takdir ettiğimiz bir dostumuz. Ama ben onun daha çok mutfakta yemek  yapan, komik, yaramaz bir çocuk gibi aile hayatını çok özleyeceğim. Gelirken Ali ile onları konuştuk. Birlikte seyahatlerimiz oldu. O seyahatlerde hep başroldü. Onu hep komik, güzel, yaramaz bir çocuk olarak hatırlayacağım" diye konuştu.

ÇOĞUMUZA BABALIK ETTİ

Nehir Erdoğan, "Tüm Türkiye’nin başı sağ olsun. Ben sadece mesleğimde çok önemli dokunuşları olan bir büyük bir çınarı kaybetmedim, bir çoğumuza babalık etti Türker Abi. Yarattığı karakterler de babasını kaybetti. Layığıyla görevimizi yapmaya çalışacağız. Belki Yeşilçam’ın son çınarıydı. Bir devir onunla değişiyor. O insanlar yetiştirdi, sadece oyuncular değil. Ben çok şanslıyım. Onun yetiştirdiği gibi sürdüreceğiz inşallah” dedi.

BÜYÜK İNSANDI

İlyas Salman, "Büyüğümüzü kaybettik. Yeşilçam'ın büyük direği gitti. Bir nesli kaybediyoruz yavaş yavaş... Geçenler Şener Şen'le konuşuyordum. Komedi sahnesinde ben, Şener ve Metin Abi kaldık. Türker Abimizi kaybetmekten çok mutsuzum. Büyük insandı. Çok büyük hizmetleri oldu" diye konuştu.

NURLAR İÇİNDE UYU

Usta sanatçı için düzenlenen törene katılan Mehmet Ali Erbil, "Nurlar içinde uyu" notuyla fotoğraf paylaştı.

TÜRKER İNANOĞLU KİMDİR?

Türker İnanoğlu 18 Mayıs 1936 tarihinde Safranbolu’da dünyaya gelir. Babası Abdülhamit’in huzur hocası Mustafa Lütfi Efendi’nin oğlu Dr. Hakkı Nevin, annesi Safranbolu eşrafından Çizmecioğlu ailesinin kızı Nazmiye Hanım’dır. İnanoğlu’ndan sonra aileye Sezer ve Berker ikizleri katılır, ama Sezer üç aylıkken vefat eder. Türker İnanoğlu’nun yaşamının ilk 15 yılı Safranbolu ile İstanbul arasında geçer. Okul ve ilk gençlik yıllarında İnanoğlu’nun en büyük tutkularından biri futbol ve sinemadır.

Futbolculuk yönünü okul takımlarında ve semt kulüplerinde sürdüren İnanoğlu, lise eğitimi sonrasında devam ettiği Tatbiki Güzel Sanatlar Akademisi grafik bölümündeki yüksek öğrenimini tamamlamadan çok sevdiği sinema mesleğine geçer.Ö. Lütfi Akad ve Nişan Hançer’e 9 filmde asistanlık yapar. 1959 yılında “Senden Ayrı Yaşayamam” adlı filmle yönetmenliğe başlar. Yeşilçam’da çeşitli yapımcılara 10 adet film çektikten sonra 1960’ta kendi şirketi Erler Film’i kurar ve Erler Film bünyesinde bugüne dek 200’ün üzerinde siyah-beyaz ve renkli film çeker.

Bunlardan 21 adedi Yunanistan, İtalya, İran ve Hong Kong’la yapılan ortak yapımlardır.Ayrıca ülkemizde uzun metraj ve belgesel çekimleri yapan Amerikan, Japon, Fransız ve Alman yapımcıların yürütücü yapımcılığını da üstlenmiştir. Erler Film ülkemizde şu anda halen faaliyet gösteren en eski ve en uzun ömürlü film şirketidir. Türker İnanoğlu bugüne dek 66 adet uzun metraj sinema filmine yönetmen olarak imza atmıştır.İnanoğlu 1963 yılında yedek subay öğretmen olarak askerlik hizmetine başlar. Taksim ve Hacıhüsrev’de ilkokul öğretmenliği yapan Türker İnanoğlu vatani görevinin kıta hizmeti bölümünü ise Ezine’de tamamlar.

1964 yılında Filiz Akın’la evlenir. Çiftin, ileride çocuk yıldız olarak 'Yumurcak' filmleriyle ünlenecek İlker adlı bir oğulları olur. Ancak evlilikleri on yıl sürecek ve çift 1974’te ayrılacaktır. 1974'te Gülşen Bubikoğlu ile hayatını birleştirir ve 1977'de Zeynep adında bir kızları dünyaya gelir.

Editör: Oğuzhan Arslan