APS HABER / OĞUZHAN ARSLAN - Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin açılan davanın ilk duruşması beşinci gününde ara karar açıklandı. Mahkeme, 10 sanığın tahliyesine karar verdi, dava 19 Temmuz'a ertelendi.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti Mehmet Yüce, Erdem Karadeniz, Osman Bayraktar, Zekeriya Asarkaya, Hakan Saraç, Ufuk Köktürk, Aytaç Ataç, Caner Günay, Umut Ersoy, Alper Atay'ın tahliyesine karar verdi. 

Azmettirici olduğunu söyleyen Doğukan Çep'in cinayetten bir gün önce aradığı MHP İstanbul İl Yönetim Kurulu üyesi Ufuk Köktürk, Ateş öldürülmeden Çep ile gece 23.00’de Facetime üzerinden görüşme yapmıştı. Tahliyesine karar verilen Köktürk, suikastten bir gün önce Çep'e para göndermişti.

Köktürk, duruşmada sanık Serdar Öktem ile yakalandığı gün telefon görüşmelerinin olduğuna ilişkin soruyu ise yanıtsız bırakmıştı.

Öte yandan Gazete Duvar'ın aktardığı bilgilere göre, eksik bilgi ve belgelerin savcılıktan istenmesine karar verildi. MHP'li Serdar Öktem'in HTS kaydı alınması talebi; Tolgahan Demirbaş'ın Olcay Kılavuz'un evinde gözaltına alınmasının dosyaya girmesi talebi reddedildi. 

Duruşma 19 Temmuz 2024 tarihine ertelendi.

Duruşmanın ilk üç gününde tetikçi Eray Özyağcı, azmettirici olduğunu söyleyen ve olayları organize eden Doğukan Çep ile eski Ülkü Ocakları yöneticisi Tolgahan Demirbaş, tetikçiyi Demirbaş'la birlikte Bolu'ya götüren Ülkü Ocakları yöneticisi Emre Yüksel, MHP İstanbul İl Yönetim Kurulu üyesi Ufuk Köktürk ve MHP'li avukat Serdar Öktem'in de bulunduğu 22 tutuklu sanık savunmalarını yaptı. Dün de sanık avukatlarının savunmalarının ardından Sinan Ateş'in eşi Ayşe Ateş, annesi Saniye Ateş ve kardeşleri dinlendi.

Ayşe Ateş, daha önce korktuğu için veremediğini söylediği isimleri telaffuz etti. Ayşe Ateş'in beyanına göre Sinan Ateş kendisine, MHP Genel Başkan Yardımcıları Semih Yalçın ve İzzet Ulvi Yönter'in verdiği talimat doğrultusunda Olcay Kılavuz ve Ülkü Ocakları Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım'ın kiralık katil aradığını anlattı.

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya, sanıklar, taraf avukatları, müşteki Ayşe Ateş ve yakınları katıldı. CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal da duruşmayı takip etmek üzere salona geldi.

Davanın bugünkü celsesinde tanıkların beyanlarının ardından ara kararını açıklayan mahkeme, bir sonraki duruşmayı 19 Temmuz'a erteledi.

Duruşmanın ardından açıklama yapan Ayşe Ateş, "5 gün boyunca sanıkların ve müdafilerin siyasi bir cinayeti alacak verecek davasına indirgeme çabalarına sahne olan, basın-yayın ve sosyal medya destekli kumpas tiyatrosu bugün sonlandı" ifadelerini kullandı. Ateş, milletvekillerine de seslenerek cinayete ilişkin Meclis araştırma komsyonu kurulmasını istedi.

Duruşmanın beşinci celsesinde yaşananlar:

Microsoft kaynaklı dünya çapında kesinti Microsoft kaynaklı dünya çapında kesinti

"PLAKA BANTLANMIŞTI"

Duruşmaya motokurye Yusuf Mert'in dinlenilmesiyle başlandı. Tanık Yusuf Mert, motokurye olduğunu ve olay günü sipariş götürdüğünü söyledi.

Trafik ışıklarında beklerken kaçan şahıslarla karşı karşıya geldiğini belirten Mert, "Motorda oturan kişide kask vardı, arkaya binende yoktu. Motoru hızlı kullanıyorlardı, o dikkatimi çekti. Herhangi bir silah görmedim. Plakanın '35 E' kısmı dışındaki kısmı bantlıydı. Başka bir bilgim, görgüm yok" dedi.

" 'ÖLDÜRMÜŞLER' DEDİM AYTAÇ, TOLGAHAN'I ARADI"

Tanık Yavuz Süleymanoğlu ise sanık Aytaç Ataç'ı, bir kafenin sahibi olması nedeniyle tanıdığını söyledi.

Ateş'i tanımadığını, arkadaşının kendisini telefonla araması üzerine cinayetten haberdar olduğunu anlatan Süleymanoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Arkadaşım, bizim olduğumuz yere yakın bir yerde ocak başkanının öldürüldüğünü söyledi. Ben de kim olduğunu sorunca 'Sinan Ateş' dedi. Ben de bir gürültü duymadığımı söyledim. Aytaç, 'Ne olmuş?' diye sordu. Ben de rahmetlinin ismini söyleyerek 'Öldürmüşler' dedim. Aytaç, ardından Tolgahan'ı aradı. Karşı tarafın ne söylediğini bilmiyorum. Aytaç'a 'Ne olmuş?' diye sorduğumda 'Bilmiyormuş' dedi."

"ÇEKTİĞİM FOTOĞRAFLARI POLİSE GÖNDERDİM"

Tanık Gönül Ergin de olay günü doktor randevusu olduğunu, işinin bitmesi sonrası arabada seyir halindeyken silah sesi duyduğunu belirtti.

Olay anını görmediğini anlatan Ergin, "Etrafa bakınırken sol elindeki ucu uzun silahla koşan birini gördüm. Kişinin başında bere veya maske yoktu. Kendisini bekleyen motorun arkasına binip hareket ettiklerini gördüm. Vurulan şahsın kim olduğuna dair bilgim yoktu. Motora binen şahsın fotoğrafını çektim. Polisler sorunca WhatsApp'tan atabileceğimi söyledim, ardından gönderdim" ifadelerini kullandı.

"GÖVDESİNE DOĞRU ATEŞ ETTİ"

Tanık Ahmet Keçik ise olay günü Ateş'in Çukurambar'daki ofisinden camiye gittiklerini kaydetti.

Namaz sonrası ofise doğru dönerken bir şahsın aracın arkasından aniden çıkıp seri şekilde Sinan Ateş'e ateş etmeye başladığını aktaran Keçik, şöyle konuştu:

"Dönüşte bir lokanta vardı, onun orada saldırıya uğradık. Aniden karşımıza çıktı ve ateş etmeye başladı. Çok seri bir şekilde ateş edildi. Doğrudan Sinan Ateş’i hedef aldı. Hatırladığım kadarıyla gövdesine doğru ateş etti. Bunun üzerine ben bir aracın arkasına geçtim. Şahıs sürekli rahmetliye ateş ediyordu. Rahmetlinin belindeki silahını gördüm. O an kendimi savunma ihtiyacı duydum ve belinden silahı aldım. Şahsa hedef almadan birkaç kez ateş ettim."

"SİLAHLAR KAYBOLMASIN DİYE OFİSE GÖTÜRDÜM"

Silah sesleri esnasında kaçtığını ve Selman Bozkurt’u görmediğini belirten Keçik, "Rahmetliyi kontrol ettiğimde tepki vermiyordu. Selman abi de yaralıydı. Hem Selman abi hem de rahmetli yaralı olunca silahların kaybolmaması için iki silahı ofise götürdüm. Ofiste çalışan ablaya, 'Silahlar kaybolmasın' diyerek teslim ettim. Sonra geri döndüm. Rahmetlinin yaralarına tampon yapmaya başladım. Polisi ve sağlık ekiplerini aradım."

"BİZ HİÇ 'REİS' DEMEZDİK"

Doğukan Çep'in avukatı Emine Tosun, tetikçi Eray Özyağci'nin "Reisi vurduk" diye bir ses duyduğu yönündeki savunmasını Keçik'e sordu. Keçik, "Kendisi Ülkü Ocakları Başkanı olduğu için ona 'Başkan' derdim. Hiç 'Reis' diye hitap etmem" yanıtını verdi.

Duruşmada daha sonra sanık Doğukan Çep'in cinayetin ardından kaldığı otelin sahibi olan tanık Gökhan Türkmen dinlenildi. Türkmen, Ateş'in vefatını ertesi gün haber sitelerinden öğrendiğini, olayla ilgili bilgisinin olmadığını söyledi.

Sanıklardan Alper Atay'ı spor kulübü başkanı olduğu için tanıdığını kaydeden Türkmen, "Doğukan Çep'i tanımıyorum. Yılbaşı günü Alper Atay, benden bir oda talep etti. Odayı kimin için istediğini bilmiyorum. Yılbaşı olduğu için odaların dolu olduğunu ancak personel adına kullanılan odayı ayarlayabileceğimi söyledim. Alper'in odada kalıp kalmadığını bilmiyorum. Yanında bir arkadaşı vardı ama kiminle kalacağına dair bir bilgi vermedi" dedi.

Mahkeme heyeti başkanı, Türkmen'e savcılıktaki ifadesi ile mahkemedeki ifadesinde çelişkiler bulunduğunu söyledi.

Savcılık ifadesinde, odada kimin kalacağını sormasına üzerine Atay'ın kendisine sanıklardan Caner Güney'i gösterdiğini söylediği hatırlatılan Türkmen'e, duruşma salonunda teşhis yaptırıldı. Türkmen, Atay'ın gösterdiği kişinin Güney olmadığını, kendisine gösterilen kişinin beyaz tenli bir şahıs olduğunu iddia etti.

Duruşmaya, saat 14.00'e kadar ara verildi.

Aranın ardından duruşmaya devam eden mahkeme tüm tanıkların dinlenilmesiyle birlikte ara kararını açıkladı. Tutuklu 10 sanığın tahliyesine karar veren mahkeme bir sonraki duruşmayı 19 Temmuz'a erteledi.

İLK DÖRT GÜNDE NELER YAŞANDI?

İlk günkü duruşmada Özyağcı ve sanık Vedat Balkaya ifadelerini değiştirdi. Sanıklar "alacak verecek" meselesi nedenini öne sürdü. Tetikçi Erdal Özyağcı, Sinan Ateş'i ayaklarından vurduğunu, öldürmediğini iddia etti. Özyağcı, soruşturma savcısının kendisine "talimatı Bahçeli'den aldığını söyle" dediğini öne sürdü. Azmettirenin kendisi olduğu yönünde ifade veren Doğukan Çep ise Hasan Ferit Gedik cinayeti davası için Ateş'ten yardım istediğini ve para verdiğini, Ateş’in telefonlarına çıkmaması üzerine kendisine saldırı düzenlemeye karar verdiği iddiasında bulundu. Mahkeme Başkanı, eski Ülkü Ocakları Yöneticisi sanık Tolgahan Demirbaş'a, eski MHP Milletvekili Olcay Kılavuz ile ilgili soru sorulmasına izin vermedi. Duruşmada sanıkların dava ile ilgili "alacak verecek meselesi", "adi bir vaka" ve "MHP'ye karşı kumpas" algısı yaratmaya çalıştığı görüldü. Öte yandan MHP'nin, Sinan Ateş suikastı davasına katılma talebi "suçtan zarar görmediği" gerekçesiyle reddedildi.

İkinci gün, Doğukan Çep duruşma başlangıcında gazetecileri "Görüşeceğiz seninle" diye tehdit ederken, Çep’in Hasan Ferit Gedik cinayetini işlediğinde avukatlığını yapan MHP'li Serdar Öktem de kendisi hakkında haber yapan gazetecileri "FETÖ'cü", "PKK'lı", "DHKP-C'li' diye suçladı. Öktem’in savunmasına devam edilirken salonda çıkan gerginliğin ardından mahkeme başkanı, Ateş ailesinin bir avukatını ve Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır'ı salondan çıkarttı. Mahkeme başkanı avukatın dışarı çıkarılmasında yavaş davranan polisler hakkında da tutanak tutulmasını istedi.

Üzerlerine atılı suçlamaları reddeden sanıkların birçoğu Sinan Ateş'i tanımadıklarını söyledi. Tetikçi'yi Demirbaş'la birlikte Bolu'ya götüren Ülkü Ocakları yöneticisi Emre Yüksel, MHP'ye kayıtlı olduğunu söylediği araçta iki kişi olduklarını iddia etti.

Üçüncü gün ise tüm sanıkların dinlenilmesinin ardından sanık avukatlarının savunmalarına geçildi. Avukatlar ilk gün değiştirilen ifadelere paralel şekilde, "öldürme değil yaralama" tezi üzerinden savunma yaptı. Tetikçi Eray Özyağcı’nın avukatı Zeynettin Aktürk'ün "1 metre mesafeden ateş eden bir insan öldürme saikiyle ateş ediyorsa başına ateş eder, ayaklarına etmez" ifadesi dikkat çekerken avukatlar, Sinan Ateş'in kamera kayıtlarında açıkça görülmesine rağmen çatışma arasında kaldığını ve Ateş'in yanındakiler tarafından öldürüldüğünü ileri sürdü.

Duruşma görülürken Sinan Ateş'in annesi Saniye Ateş, tansiyon düşüklüğü ve kolunun uyuşması sebebiyle ambulansa alındı.

Avukatlar davanın 'siyasileştirilmek' istendiğini sık sık dile getirirken Sinan Ateş suikastı ile bağlantılı MHP'li ve Ülkü Ocaklarına bağlı yöneticiler hakkındaki sorular ilk üç günde sık sık mahkeme başkanının müdahalesine maruz kaldı.

Diğer sanıkların avukatları da yine müvekkillerinin olayla ilgilerinin olmadığını savundu, hazırlanan iddianamenin yetersiz olduğunu söyledi.

Dördüncü günde Sinan Ateş'in eşi Ayşe Ateş ile annesi ve kardeşleri konuştu. Sinan Ateş'in annesi Saniye Ateş, oğlunun ölümünden önce kendisine "Anne, benim kalemimi kırdılar, bana suikast düzenleyecekler" dediğini belirtirken fanalaştı.

Aranın ardından konuşan Ayşe Ateş, daha önce korktuğu için veremediğini söylediği isimleri telaffuz etti. Ayşe Ateş'in beyanına göre Sinan Ateş kendisine, MHP Genel Başkan Yardımcıları Semih Yalçın ve İzzet Ulvi Yönter'in verdiği talimat doğrultusunda Olcay Kılavuz ve Ülkü Ocakları Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım'ın kiralık katil aradığını anlattı.

Sinan Ateş'in ablası Sevda Ateş Yörükoğlu ise "Sinan’ı Eray öldürmüş olabilir ama asıl katiller MHP’nin içindedir. Huzurunuzda saydığım isimler hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istiyorum: Olcay Kılavuz, İzzet Ulvi Yönter, Ahmet Yiğit Yıldırım" ifadelerini kullandı.

Duruşmanın son bölümünde katılma talepleri sorulduğu sırada mahkeme başkanı ile CHP Milletvekili Mahmut Tanal arasında gerginlik yaşandı. Tanal dışarı çıkarıldı.

Mahkeme Başkanı ayrıca sanıklardan Doğukan Çep'in müşteki bölümündekilere yönelik tehditleri nedeniyle "zincirleme suretle tehdit suçunun işlenmesi sebebiyle" suç duyurusu kararı verdi.

Editör: Oğuzhan Arslan