Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın koordinasyonundaki denetimler gerekçe gösterilerek, bazı seyahat acenteleri ve oteller tek ebeveyniyle tatile gelen çocuk için "diğer ebeveynden muvafakatname", "vukuatlı nüfus kayıt örneği" ya da "velayet kararı" talep etmeye başladı.
Buradan Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Mehmet Nuri Ersoy’a ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Sayın Mahinur Özdemir Göktaş’a doğrudan soruyorum: Peşinen muvafakatname istemek ne demektir? Sayın Bakanlar, siz ne yapmaya çalışıyorsunuz?
Bir ebeveyni, kendi öz çocuğuyla tatile gidiyor diye peşinen “çocuk kaçıran şüpheli”, “pedofili potansiyeli” ya da “suçlu” durumuna düşürmek hangi akla, hangi hukuka sığar? Ortada baba ya da anne tarafından yapılmış resmi bir şikâyet, mahkemenin koyduğu bir tedbir veya adli bir arama kararı yokken; otel resepsiyonundaki görevliye savcı, denetçi veya kolluk kuvveti rolü biçmek neyin nesi?
Hukuken durum çok nettir: Türk Medeni Kanunu’nun 336 ve 337. maddeleri uyarınca velayet hakkı kendisine verilmiş olan anne ya da baba, çocuğun bakımını, eğitimini ve yaşam alanını belirleme yetkisine tek başına sahiptir. Yurt dışı çıkışlarında veya pasaport işlemlerinde adli kontrol amacıyla aranan muvafakatnameyi, yurt içindeki bir otel konaklamasında şart koşmak hem velayet hukukunun özüne aykırıdır hem de anayasal seyahat hürriyetinin açık bir ihlalidir.
Diğer taraftan iş temel bakıma, nafaka krizlerine ya da ebeveynlerin çocukla ilgili yaşadığı gerçek mağduriyetlere gelince aylar süren davalarla işi yokuşa süren mekanizma; sıra sıradan bir tatil konaklamasına gelince mi bu kadar "hassas" kesildi? Sokaklardaki güvenlik sorunları dururken, denetimlerin ilk hedefine turizmi ve vatandaşı otel kapılarında mağdur etmeyi oturtmak hangi vizyonun ürünüdür?
Yuvayı yıkmış, yollarını ayırmış ve belki de yıllardır iletişim kurmayan insanları "çocuğunla 2 gün tatile gideceksin" diye eski eşinin kapısına kul etmek, izin istemeye zorlamak bürokratik bir işgüzarlıktır. İnsanların özel hayatını ve mahremiyetini otel resepsiyonlarında sorgulatmaya kimsenin hakkı yoktur.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı derhal bu belirsizliğe ve otellerin haricen koyduğu bu hukuk dışı dayatmalara müdahale etmelidir. Turizmi baltalayan, vatandaşı kendi ülkesinde suçlu hissettiren bu saçmalığa derhal son verilmelidir.