Milletin helal oylarıyla seçilen bir siyasetçinin makamını alıp parti değiştirmesi ile seçmenin sandıktaki iradesine yapılan müdahale arasında ne fark var? CHP oylarıyla koltuğa oturup ardından Yeni Parti’nin yolunu tutanların yaptığı hamle, seçmenin iradesine aynı gölgeyi düşürmez mi? “Ağaca baltayı vurmuşlar, sapı bedenimden demiş.” CHP'nin öz oylarıyla makam sahibi olanların bugün yaptığı tam da budur.
Daha dün Özlem Çerçioğlu’na “Topuklayan Efe” diye dil uzatanlar; CHP bünyesinde seçmenin oyunu alıp topluca Yeni Parti’ye geçince kendileri “topuklamış” olmadılar mı? “İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır” derler ama görünen o ki Özlem Hanım’a taş atanlar bugün kendileri o taşların altında kalmıştır.
Hani CHP, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu o kutlu partiydi? Hani hepiniz Atatürk’ün yılmaz neferleri, onun öz çocuklarıydınız? Ne oldu şimdi? Karşılaşılan ilk zorlu sınavda, sıkıntıyı görünce Atatürk’ün emanet ettiği partiyi gözünüzü kırpmadan sattınız. “Sıkıntıyı görünce kaçan, menfaati görünce koşar.” Sizin ilkeleriniz, sadakatiniz bu kadar mıydı?
Şimdi bir de kalkmış, Yeni Parti’ye geçenler “Şu olaylar bir yatışsın, ortalık durulsun yine CHP’ye döneceğiz” deme yüzsüzlüğünü gösteriyorlar. Ben de bir gazeteci olarak doğrudan soruyorum ve ekliyorum: Hadi oradan!
“Yüzü kızarmazın gözü yaşarmaz” derler. Sizdeki bu pişkinlik, bu pervasızlık neyin nesi? Hem seçmenin iradesini yok sayıp partinizi yarı yolda bırakacaksınız hem de hiçbir şey olmamış gibi geri dönmekten bahsedeceksiniz. Kimseyi kandırmayın, bu millet kimin ne yaptığını da nerede durduğunu da çok iyi görüyor.