APS HABER / OĞUZHAN ARSLAN - Kırım savaşıyla birlikte Çarlık Rusyası’nın ana hedefi haline gelen Çerkesler üzerinden başka topraklara göç etmek zorunda kalan Çerkeslerin sayısı Tarihçi Kemal Karpat’ın araştırmasına göre 1.5 milyon civarındaydı.

17. yüzyıl sonunda Çar I.Petro’nun -Osmanlıların takmış olduğu lakabıyla Deli Petro- ticaret için sıcak denizlere inmenin şart olduğunu farketmesiyle başlayan Rusların yayılmacı politikası yüzyıllarca sürdü. Rusya’nın sıcak denizlere inme arzusuyla başlattığı savaşlar ve propagandalarda milyonlarca insan öldü veya sürgün edildi. Burada en çok kayıp veren Müslüman Çerkeslerdi.

Etler oda sıcaklığında bekletilmemeli! Etler oda sıcaklığında bekletilmemeli!

Kafkas topraklarında yaşayan Çerkesler 18. yüzyılın ortalarından 19. yüzyılın sonuna kadar Ruslarla savaşmış, bazı aileler gönüllü bazılarıyla büyük kayıplar vererek yurtlarından ayrılmak zorunda kalmışlardır. Willis Brooks’un araştırmalarına göre 500 bin kişi 21 Mayıs 1864’te Karadeniz üzerinden Osmanlı’ya gönderildi. Ayrıca 30 bin aile- 200 bine yakın kişi- sürgünlerden önce göç etti. Çerkesler Osmanlı tarafından Arnavutluk, Sırbistan, Suriye, Ürdün, Irak gibi çatışmaların yoğun topraklara yerleştirildiler.

19 BİN KİŞİ YOLDA ÖLDÜ

Trabzon Rus Konsolosu A.N.Moshnin’in raporuna göre 6 bin civarı Çerkes Batum’a, 4 bin civarı Osmanlı sınırındaki Çürüksu’ya gönderilmişti. Raporda 240.000 Çerkes Trabzon ve çevresine vardığında 19 bini ölmüştü. Kalanlar arasından bir günde ortalama 7 kişi Tifüs, Çiçek gibi hastalıklardan veya açlıktan ölüyordu. Yaklaşık 64 bin kişi Samsun’a, 15 bin civarı da Giresun’a gönderilmişti. Samsun civarındaki Çerkes sayısı 110 bin kişiye ulaşmıştı. Burada da bir günde ortalama 200 kişi hastalıktan veya açlıktan yaşamını kaybediyordu.

Çalışmalarında etnisiteler, kültürler ve dinler üzerine odaklanan Ronald Wixman “Dil Açısından Kuzey Kafkasya’daki Etnik Örüntüler ve Süreçler” adlı araştırmasında burada yaşanan savaşa ilişkin “En kötü etkilenen kabileler batı ve merkezde bulunan kabilelerdi, bunların bir çoğu Kafkaslardan tamamen kayboldu. Bu kabileler arasında özellikle Ubıhlar neredeyse yok oldular. Diğer kabilelerden ise geride çok az insan kalmıştı.” şeklinde bahsederek bir insanlık trajedisinin yaşandığını ortaya koymuştur.

Savaş esnasında Kafkaslardan neredeyse tamamen silinen Ubıh boyunun çok az sayıda da olsa bugün Türkiye’de temsilcisi bulunuyor. Kültürel mirasını anavatanından uzak olsalar dahi korumak isteyen bu halkın Dünya üzerinde dilini konuşabilen son temsilcisi Tevfik Esenç’in vefatıyla Ubıhça artık ölü diller arasında yer alıyor. Esenç, "81 sessiz harften oluşan bir Kafkas dilini dünyada konuşan tek kişi" olarak Guinness Dünya Rekorları Kitabı'na girdi ve bu dilin tarih sahnesinden silinmemesi adına Fransız dilbilimci Georges Dumézil, Gürcü Kafkasolog Giorgi Şaraşidze, Norveçli Hans Vogt, İngiliz George Hewitt, Abhaz Vyaçeslav Çirikba ve Türk A. Sumru Özsoy ile Ubıh dili hakkında çalışmalar yapmıştır.

Ubıh dili ile ilgili çalışmalarını bitirdikten sonra son kaydında şunları söylemiştir:

“Büyük dostum Profesör Şaraşidze

Çok Laf Yalansız Olmaz, Çok Mal Çobansız Olmaz (Ubıh Atasözü). Hata yaptımsa da kusura bakmayın. Ubıhçanın sonunu böyle bitiriyorum. Bundan sonra benden fazla Ubıhça bilen birisini bulursam yine onunla da konuşurum. Ubıhça bugünden sonra sensin. Bugünden sonra anlatacak, konuşacak sensin. Bunları okuyanlara sesleniyorum; daha doğrusunu, daha gerçeğini bilen varsa söylesinler, çok memnun olurum. Allah size iyilikler, güzellikler versin!
Ubıh dili burada sona eriyor. “

BİR RÜYA GÖRDÜM, ANLATSAM DA ANLAMAZSINIZ

Soykırım sebebiyle bir kültürün, bir dilin ölümüne tanık olan Esenç’in anlattıkları birçok kitaba, belgesele konu oldu. Anadilini konuşacak kimsesi olmadığını “Bir rüya gördüm, anlatsam da anlamazsınız” sözleriyle ifade eden Esenç’in torunları dedelerinin bu cümlesini beyaz perdeye aktardılar.

21 Mayıs 1864 Çerkes Sürgünü... Karadeniz en çok bize karadır - Resim : 1

Tevfik Esenç’in torunu Burak Esenç, “Anadilim Ubıhça artık konuşulmuyor. Dilin son konuşanı dedem Tevfik Esenç'in 1992 yılındaki vefatıyla beraber bu dilde anlatılan masallar ve hikayeler de bir sessizliğe gömüldü. Bu kitabı Ubıhça'nın hikayelerinin ve masallarının anlatılmaya devam etmesi için yazdım. İstedim ki dil ile beraber masallar ve hikayeler de ölmesin, bu anlatılar hem masal avcılarına hem de fantastik dünya meraklılarına ulaşsın. Bu masallar sadece Ubıhlar için değil, dünyamızın çeşitliliği için de bir kültürel miras. Bu kültürel mirası okunur kılmaya devam etmek, sonraki nesillere aktarmak istiyorum. Bu konuda daha çok üretim yapmayı planlıyorum, hali hazırda devam eden projelerim ve gelecekte yapacaklarıma dair planlamalarım var. İstiyorum ki Ubıhların dünyaya bakışı, dünyayı yorumlama şekilleri dünyamızın bir zenginliği olarak bir şekilde yaşamaya devam etsin." diyerek dedesinden dinlediği masalları “Ubıhların Masalları ve Hikayeleri” isimli öykü kitabında topladı.

21 Mayıs 1864 Çerkes Sürgünü... Karadeniz en çok bize karadır - Resim : 2

Günden güne dünya tarih sahnesinden silinmeye yüz tutmuş dil ve kültürün temsilcileri Çerkesler 160 yıl önce yaşanan katliamı “Karadeniz en çok bize karadır.” Sözleriyle hatırlatmaya ve diasporanın acısını yaşamaya devam ediyor.

Editör: Oğuzhan Arslan